Home / Kıl Dönmesi / Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinus) Nedir? Nasil Tedavi Edilir?

Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinus) Nedir? Nasil Tedavi Edilir?

Kıl dönmesi hastalığı uzun zamandır insanların hayatında olan ve hayatını olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Hastalık literatüre 1833 yılında Herbert Mayo tarafından kazandırılmıştır.

Hastalığın gündem olması 2. Dünya savaşı yılları döneminde olmuştur. Bunun nedeni ise o dönemde sağlık kuruluşlarına başvuran hastalardan yaklaşık olarak [1]80.000 kişinin kıl dönmesi hastası olduğu tespit edilmiştir.  Bu hastaların ise çoğunluğunun jeep şoförü olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle kıl dönmesi o dönemde jeep hastalığı olarak anılmıştır. Sorunun neden jeep şoförleri arasında daha sık görüldüğü yazının ilerleyen kısımlarında ele alınacaktır.

Kıl Dönmesi ( Pilonidal Sinüs ) Nedir?

Kıl dönmesi tıbbi olarak pilonidal sinüs adı ile anılan bir hastalıktır. Genellikle kuyruk sokumu bölgesinde görülür. Ancak nadiren de olsa göbek deliği çevresinde görülmektedir.

Kıl dönmesi vücuttan kopan saç, kıl, tüy gibi maddelerin kuyruk sokumu bölgesinden sürtünmenin etkisi ile derinin altına geçmesidir. Derinin altına geçip biriken kıllar zaman içerisinde vücut tarafından kendini korumak amacı ile bir kapsül içerisine hapsedilmektedir. Oluşan bu kapsüle kıl dönmesi kapsülü ismi verilmektedir.

Kıl Dönmesi Neden Olur?

Kıl dönmesi Latincede kıl yuvası anlamına gelmektedir. Yani sorunun oluşma nedeni kılların vücuttan koparak deri altında birikmesidir. Bu duruma neden olan faktörler şu şekilde sıralanabilir;

  • Uzun Süre Oturmak
  • Yetersiz Hijyen
  • Aşırı Kilolu Olmak
  • Saç Dökülmesi (Kesin olarak saç dökülmesi kıl dönmesine neden olur demek doğru olmaz. Ancak saç dökülmesi problemi yaşayanlarda risk daha yüksektir. Bu nedenle etkisi göz ardı edilmemelidir.)

Uzun Süre Oturmak Kıl Dönmesi Riskini Arttırır.

Baş ve sırt bölgesinden kopan saç ve tüyler direk olarak kalça, kuyruk sokumu bölgesine düşmektedir. Dökülen saç ve tüyler kuyruk sokumu bölgesinden kalçaların sürtünmesinin de etkisi ile birlikte deri altına geçmektedir. Uzun saatler oturulması bu riski yükseltmektedir. Yazımızın giriş kısmında da bahsedildiği gibi hastalık literatürde jeep hastalığı olarak anılmaktadır. Bunun nedeni ise şoförlerin uzun saatler oturarak çalışmasıdır. Uzun saat oturmaları ise kıl dönmesi olma risklerinin arttırmaktadır.

Yetersiz Hijyen Kıl Dönmesini Tetikler.

Kılların cilt altına geçmesi kısa sürede yani anlık olarak olan bir durum değildir. Kılların sürtünme ile birlikte cilt altına geçebilmesi için bir süre kuyruk sokumu bölgesinde bulunması gerekmektedir. Banyo esnasında ya da tuvalet sonrasında kuyruk sokumu bölgesinin sık sık temizlenmesi kılların bölgede tutunmasını engelleyerek kıl dönmesi riskini ortadan kaldırmaktadır.

Fazla Kilolu Olmak Kıl Dönmesine Neden Olabilir.

Fazla kilolar hayatın her alanında olumsuz olarak insanın karşısına çıkmaktadır. Bu alanlardan birisi de kıl dönmesidir. Fazla kilolu bireylerin kalça kısmında sürtünme miktarı daha çok olacağından risk oranı da artmaktadır.

Kıl Dönmesi Riski Altında Olanlar

Kıl dönmesi hakkında yapılan bilimsel çalışmalar risk grupları hakkında şu verilere ulaşmıştır;

  • Kıl dönmesi erkeklerde17 kat daha fazla görülmektedir.
  • Sorun en sık 19-65 yaş arası erkeklerde gözlenmektedir.
  • Erkeklerde en erken 19, kadınlarda ise en erken 21 yaşında gözlenmiştir.
  • Türkiye’de 1000 asker arasında yapılan bir araştırmada 88 kişide kıl dönmesi tespit edilmiştir. 88 hastadan 18 tanesinin aile üyelerinde de kıl dönmesi sorunu olduğu, 58 tanesinin uzun yol şoförü olduğu ve 34 tanesinin fazla kilolu olduğu tespit edilmiştir. [2]

Kıl Dönmesi Belirtileri Nelerdir?

  • Kıl giriş delikleri
  • Şişlik
  • Akıntı
  • Apse
  • Ağrı

Hastalığın ilk belirtisi kuyruk sokumu bölgesinde ortaya çıkan kıl giriş delikleridir. Hastanın kendi kendine bu delikleri fark etmesi mümkün değildir. Ancak başka birisi tarafından fark edilebilir.

Kılların cilt altında birikmesi ile birlikte kıl dönmesi kapsülü oluşur ve oluşan kapsül şişlik ve ağrı yaşanmasına neden olur. 

Vücut biriken kılları yok etmek için bir sıvı salgılar. Bu sıvı maalesef ki kılların yok edilmesi için yetersizdir. Ayrıca salgılanan sıvı akıntı şikayeti yaşanmasına da neden olur. Akıntı şeklinde cilt altına çıkamayan sıvı ise apse oluşmasına neden olur. Apse oluşumu ise ağrıya neden olur.

Oluşan apse kendi kendine patlayabilir. Kısa süreli olarak rahatlama sağlar. Ancak apsenin kendi kendine patlaması cilt hasarına neden olabilir. Bu nedenle kendi kendine patlamasına izin vermek yerine doktor tarafından boşaltılması gerekmektedir. Kıl dönmesi tedavisi ise apse boşaltıldıktan sonra yapılmalıdır.

Kıl Dönmesi Nasıl Tedavi Edilir?

Eski zamanlara dayanan hastalığın günümüze kadar pek farklı tekniklerle tedavisi denenmiştir. Ancak bunlardan pek çoğu günümüz koşullarında demode yada ilkel olarak değerlendirilebilecek yöntemlerdir. Günümüze kadar kıl dönmesi için 50 farklı teknik denenmiştir. Bunlardan Bascom, Karydakis, Pit Picking, Primer Kapatma, Açık Bırakma, Fenol ve Flap gibi uygulamalar hala kullanılmaktadır. Bunlara ek olarak geliştirilmiş ve en güncel olarak kullanılan teknikler ise Mikro Sinüsektomi ve Sinüsotomidir. Geliştirilmiş tedaviler arasında en avantajlı olan Micro Sinüsektomidir.

Mikro Sinüsektominin Avantajları Nelerdir? Neden Mikro Sinüsektomi Yöntemi Tercih Edilmelidir?

Kıl dönmesi tedavisinde amaç ciltte kesi açılarak kılların vücuttan çıkarılmasıdır. Kıllar mutlaka kendini çevreleyen kapsül ile birlikte çıkarılmalıdır. Aksi halde tam bir tedaviden söz edilemez ve sorun çok kısa bir sürede tekrar eder.

Geliştirilen ameliyatların bazılarında 20 cm lik kesi yapılmaktadır. Bu oldukça meşakkatli ve iz bırakan bir durumdur. Ancak mikro sinüsektomi de kesi minimumdur. 2*2 lik bir kesi yapılarak kıl dönmesi kapsülü vücuttan çıkarılır. Kesi az olması sayesinde lokal anestezi ile klinik ortamında uygulanabilmektedir. Bu sayede hastane ortamına ve hastane yatışına ihtiyaç duyulmaz. Tedavi sonrasında hasta aynı gün içerisinde sosyal hayatına dönebilir.

Mikro sinüsektomi tekniği ile 5-10 dakika kadar kısa bir sürede minimum kesi ile tedavi gerçekleştirilebilir. Bu nedenle diğer kesi miktarı çok ve iyileşme süreci uzun tekniklerin tercih edilmesi mantıklı olmayacaktır.


[1] Khanna, A., & Rombeau, J. L. (2011). Pilonidal disease. Clinics in colon and rectal surgery24(01), 046-053.https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3140333/

[2]Søndenaa, K., Andersen, E., Nesvik, I., & Søreide, J. A. (1995). Patient characteristics and symptoms in chronic pilonidal sinus disease. International journal of colorectal disease10(1), 39-42.https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/7745322

About sevde

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WhatsApp Destek
İletişim